<body><iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=21917597&amp;blogName=Tekmetokat.org&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_HOSTED&amp;navbarType=BLACK&amp;layoutType=CLASSIC&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Fwww.tekmetokat.org%2F&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Fwww.tekmetokat.org%2Fsearch" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div id="space-for-ie"></div>

TEKMETOKAT DARK

RSS

Bunları biliyor muydunuz?
- Klavyenizin F1 tuşuna basınca çalan müziğin hemen hemen hergün değiştiğini;
- Her birinde 20'şer post bulunan arşiv sayfalarına sağ tıklayarak ulaşabileceğinizi;
- Kutuları farenizle tutup çekerek hayalinizdeki Tekmetokat'ı yaratabileceğinizi;
- Yazıları okumakta zorlananların mouse ile üzerine gelip yazı rengini açabildiğini;
- Bu özelliklerin Firefox'ta sorunsuz işlerken Explorer ve diğerlerinde afalladığını..

Dünyanın sonunu kolay yoldan para kazanma hırsı getirecek cümlesini nerede okuduğumu net hatırlamıyorum ama bana çok saçma gelmişti. Yani halihazırda ciddi bir küresel ısınma tehdidi varken, güneş enerjisine yatırım yapmakta olan insanlık öte yandan güneşin ne zaman öleceğini hesap ederken; üstelik yıkıcı depremlerin, dev tsunamilerin, orman yangınlarının, dengesiz mevsimlerin, yağınca büyük sel felaketlerine yağmayınca kuraklığa neden olan karaktersiz yağmurların çağı için. Ancak yaşam bana giderek sertleşen bir ifadeyle gösteriyor ki, suçu bir takım doğa olaylarına atmak yerine kendimizde aramak daha mantıklı bir tercih olabilir. Bu hepimizin bildiği ancak hiçbirimizin riayet etmediği gerçeğin internete yansıyan şekli son günlerde beni delirtiyor. Yemek artıklarını kedi ya da köpeklere veririz ya, bazı insanların da sırf oksijen, su, sebze ve meyve gibi yeryüzü nimetleri ziyan olmasın, arz-talep dengesi kurulabilsin diye dünyaya gönderildiklerine inanıyorum. Hatta koalaların bile tabiata daha faydalı olduğunu söyleyebilirim. Çünkü onlar hiç değilse tek görevleri olan madde alışverişini kendi köşelerinde sessiz sakin yerine getiriyor. Oysa bu insan zararlıları, doğa ve insan yapımı işleyişlere destek olamadığı gibi bir de köstek olma küstahlığında bulunuyor. Bir de utanmadan bunun adına SEO diyorlar. Kulvarımız blogküre olduğu için yazıyı öyle devam ettireceğim ama bu insanların, mesela tribüne girdiklerinde futbol zararlısı, okula girdiklerinde kampüs zararlısı, sinemaya girdiklerinde film zararlısı, vs. olduklarından eminim.

Başlıkta sözünü ettiğim Problogger.net sitesi, bir blog sahibinin ürettiği içeriği nasıl daha iyi sunacağı, blogunu nasıl geliştireceği ve bu işten para kazanarak bir anlamda blogger'lığın nasıl meslek haline getirileceği gibi konular üzerine yayın yapan dünyaca ünlü bir platform. Bu kavramı beyinlerine değil başka bir yerlerine sindirmiş bir blogger kesimi var ki, tamamen kendi ürününüz olan bir yazıyı, bir eseri çalıp kendi sitesine koymakta hiçbir sakınca görmüyor. Tek yaptığıysa altına ufacık bir kaynak koymak. Kulağa normal gelebilir, sonuçta kaynak belirtiyor. Hatta siz de muhtemelen yazınız başka bir yerde yayınlanmaya değer görüldü diye sevinmek gibi bir mantık hatasına düşüyorsunuz. Ancak Google ve Adsense internete dahil olduktan sonra kaynak belirtilse bile bir içeriğin kopyalanması hırsızlıktan başka bir şey değildir.

Adam hayatını blogtan para kazanmaya adamış, sürekli Google'da nasıl daha yukarılara çıkabilirim diye kafa yoruyor. Tek derdi Adsense kutularını nereye koysa daha çok tıklanacağı. Hatta bu yüzden, sözkonusu ziyaretçiyi kendisine kazandıran kopya içeriği en dip köşelere atarak her tarafı bu kutularla dolduruyor. Oysa siz, kendi halinde gri hücreler üreten, küçük takipçi kitlenizle beyin fırtınası yapan sıradan insanlarsınız! Kötü bir şey olmadığı halde içeriğinizden para kazanmak gibi bir hırsınız da yok. İşte sizin gibi bir ton blogger'ı soymakta olan bu insanlar şu an blogküreye hakim. Blograzzi'yi açın bakın 3000 küsür blogun yarısından fazlası bu sözünü ettiğim bloglardan oluşuyor. Hatırlayanlar bilir; bir zamanların .cjb.net'i isim değiştirip .blogspot.com olarak geri döndü. Diğer blog servislerinde durum daha da vahim. Tüm bunlar sizi rahatsız etmiyor olabilir. Ama içerik üretiyorsanız ve tam da ürettiğiniz içeriği arayan biri bizzat sizin içeriğinize, yine sizin sitenizden evvel bir başkasının sitesinde ulaşıyorsa, bu sizi rahatsız etmeli. Sonuçta aklınıza bir espri geldiyse bunu siz yapmak istersiniz.

Görünmeyen bir yere kaynak koymanın ardına saklanıp da içeriğinizi çalan ve bu sayede Google'dan ziyaretçisine ziyaretçi katan bu bloglara ek olarak, bir de her şey hakkında hiçbir şey blogları türedi. Bunlar kendi aralarında 2'ye ayrılıyor: Kişisel ve Tematik (!) bloglar. Tematik blogları özellikle son dönemde dizi blogları temsil eder hale geldi. Oldukça basit; dizinin adına bir adres alıyorsun ve dizinin kendi sitesindeki bir metni blogun açıklamasına kopyaladıktan sonra her tarafı Youtube videoları ile süslüyorsun. Kişisel bloglar ise daha çok teknoloji üzerine yoğunlaştı. Genelde internet servislerini ve yeni çıkan elektronik ürünleri tanıtan bu blogların hepsini topladığın zaman ortaya yine 1 blog çıkıyor. Çünkü diğerlerinin aksine her biri kendi cümlelerini kullanıyor olsa da, içeriği oluşturan tüm yazı konuları neredeyse kronolojisi kronolojisine aynı. Mesela bakıyorsun Google falanca milyar dolara filanca sitesini satın almış. Artık gazeteciliğe mi özeniyorlar napıyorlar bilmem, hop hepsi bu konu hakkında birer yazı girmiş. Fikir üretmek yok, bir köşe yazarı edasıyla konuya yaklaşmak yok. 3 satırlık bir gazete haberi gibi, şok şok şok, iyi ki bahsetti bundan yoksa hepimiz cahil kalacaktık. Aynı değerlerin birbirini götürdüğü bir matematik işlemi olarak düşünüldüğünde Türk blogküresini 600 MB'lık CD'ye ziplemek mümkün!

2 türü de temsil eden blogger'ların en belirgin ortak özellikleri de şöyle: Şimdi burada linklerini verip Pagerank değerlerini arttırmak istemiyorum (bkz: Adını verip rencide etmek istememek) genelde adresleri kendi isimlerinde olur, çünkü internet geçmişleri kendileriyle özdeşleşmiş bir nick barındırmayacak kadar kısadır (Romantik Serseri tarzı nick'leri atladım tabi). 2005 yılındaki blog patlamasıyla bu sektöre katılanlar (ki zaten bunlar 1. nesil oluyor) şimdilerde harikulade Alexa ve Pagerank değerlerine sahiptir, arama motorlarında hep üst sıralarda yer alırlar. Diğerleri ise 2007'de türemiştir, genelde ilk neslin takipçilerinden oluşur. Körler sağırlar birbirlerine ağırlar. Ne derece önem taşır bilemem ancak çok dikkat ettiğim bir diğer husus, bu blogları kızların takip etmiyor olması. Mühendislik fakültesi mübarek. Hemen hemen hepsi ForumTR tarzı komünlerden çıkmadır. Teraziye tıklarsanız devamı gelir veya 1000 kişi bakmış kimse yorum yazmamış yazıklar olsun ekolünün blogküredeki temsilcileridir. Link değişimi dediğin zaman gözleri parlar, aşağı yukarı gördükleri her siteye link değişimi teklif ederler. Subdomain'leri meşhurdur, her büyük site için birer subdomain açarlar. Youtube en bilinen subdomain'lerin başında gelir (youtube.domain.com gibi). Her Forward mail mutlaka bloglarında işlenmiştir ve ne hikmetse hepsinin saçları jölelidir!

İlk başta Kroblogger benzetmesini yapmak yerine korsan bloglar demeyi düşünmüştüm ama korsan müziğin bile arkasında belli bir felsefe yatıyorken bunu yapamazdım. Hani ayı desem ayılara ayıp olur gibi bir durum. Kopya içeriğin hukuki bir yaptırımı var mı, bilmiyorum. Ekşi Sözlük'te gazetelerin köşe yazılarını entry'ye olduğu gibi kopyalayanların editörler tarafından uyarıldığını hatırlıyorum. Sadece link vermek veya içerikten küçük bir kısmı alıntı yapmak doğru olanıymış. Blogküre'de de durum böyle olursa zaten problem yok. Amaç olayı bir yarış gibi görmemek, amaç herkesin 1-2 cümleyle de olsa kendini ifade edebilmesi. Ne derece etkili bilemem ancak Creative Commons sitesiyle içeriğinizi güvence altına almayı deneyebilirsiniz. Utanç Duvarı sitesi de hırsızları afişe ederek caydırıcı bir etken görevi görüyor. Bunun yanı sıra hırsız blogları Google'a şikayet etmeye de üşenmeyin. Böylece indekslenmeleri engellenebilir. Dediğim gibi, bu Kroblogger'lar gerçekten benim şevkimi kırıyor. Tekmetokat Light'a bu yüzden geçmiştim. Birkaç yazım birkaç yerde üstelik kaynak gösterilmeden yayınlanmıştı. Bir de sahipleri pişkin pişkin yaptıklarının yanlış olmadığını savunuyordu. Buraya yazıyorum: Tekmetokat.org'tan kaynak belirtilse bile herhangi bir yazının kopyalanması tehlikeli ve yasaktır. Ama gelin benden izin isteyin, o vakit kaynak belirtmenize bile gerek kalmaz. Hepinizin de kendi bloglarınız için aynı hassasiyeti taşımanızı diliyorum.

Etiketler: , , , , ,

Problogger'ın Türkçesi Kroblogger mı?

32 TANE

Wordpress sansürü üzerinden 2 hafta geçmesine rağmen kimseden ses seda çıkmıyor. Bu nasıl bir şey biliyor musunuz, sokakta herkesin gözü önünde dövülen kadın haberleri gibi. Hepimiz lanetle izliyoruz, hatta belki daha fazla dayanamayıp kanalı değiştiriyoruz. O kadar. En son taşlanarak öldürülen ayı haberinde ben öyle yapmıştım. Hayvanları bu kadar seviyor olmama rağmen herhangi bir hayvanları koruma örgütüne dahil miyim, değilim. İyi niyet maalesef yeterli olmuyor. Bir şeyler yapmalı. Blog Kazanı'nda okuduğuma göre Teknoseyir'den Hasan bizler gibi boş durmamış ve İstanbul Barosu'na başvurmuş. Aldığı bilgilere göre tek yapabileceğimiz Türk Telekom'a başvurmak. Adnan Oktar'la ilgili tek bir blog yüzünden aynı servisi kullanan birbiriyle alakasız binlerce internet sitesinin sansürüne karşı lütfen sessiz kalmayalım ve aşağıdaki metni btm_tuketici_sikayet@tk.gov.tr adresine gönderelim. Unutmayın, böyle giderse aynı şey başta Blogger olmak üzere sizin de kullanıyor olduğunuz diğer çoklu kullanıcılı servislerin de başına gelecek. Ya blogunuz elinizden alınacak ya da etrafta okuyacak blog dahi bulamayacaksınız. Yasalar dahilinde tepkinizi ortaya koymak için, haydi..

"Sayın yetkili, Türkiye’den binlerce kullanıcısı olan WordPress.com sitesine erişim T.C. Fatih 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2007/195 No'lu kararı gereğince engellenmiş bulunuyor. WordPress.com ücretsiz bir blog servisi ve isteyen herkes bu ücretsiz servisi kullanarak blog açabiliyor. Adı geçen blog servisinden ücretsiz olarak açılan blogların bir kısmı aleyhine davacı kişi (Adnan Oktar) mahkemeye başvurmuş ve mahkeme kararıyla tüm siteye erişim kapatılmıştır.

Fakat WordPress.com isimli ücretsiz blog açma servisinden 1.400.000′e yakın kişi faydalanıyor. Teknik olarak, sadece davalı alt alan adlarının erişime kapatılması mümkünken tüm servisin kapatılmasını anlayabilmek imkansız. Yani Türk Telekom sadece bahsi geçen davalı alt siteleri kapatsaydı şimdiki gibi insanlar mağdur olmazdı. WordPress.com servisinden alınan tüm bloglara erişim engellendiği için şu an için binlerce blog yazarı mağdur ve blogların okurlarının iletişim özgürlüğü ellerinden alınmış durumda. Yurt içinde ve dışındaki yerli yabancı birçok sitede karar tepkiyle karşılanıyor ve insanlar mağduriyetlerini dile getiriyorlar. Türkiye’nin dünyadaki imajının daha fazla zedelenmemesi ve Türk internet kullanıcılarının daha fazla mağdur edilmemesi için durumun bir an önce düzeltilmesinin gerektiğine inanıyorum.

Saygılarımla."

Etiketler: , , , , , ,

Wordpress sansürüne karşı bir şeyler yapalım

10 TANE

Bu gibi teknik içerikli yazılardan hoşlanmadığınızı biliyorum ancak belki sizleri de ilgilendiren veya ileride bir gün ilgilendiricek olan bir konudan bahsedeceğim. Bilirsiniz, şu anda blog yazarı olan herkes zamanında blog okuruydu, ki bu da şu anda blog okuru olanları geleceğin olası blog yazarları konumuna getirmekte. Ne demişler? Herkes bir gün 15 dakikalığına meşhur olacak! Sözü uzatmadan konuya dönüyorum; bugünkü dersimiz Pagerank. Hemen hızlı bir özetle, Google'ın indeksliyor olduğu her web sayfasına 10 üzerinden verdiği bir puan olduğunu belirtelim. Bu puanı, başta sitenizin öteki sitelerden aldığı linkler olmak üzere bir sitenin oturaklığına işaret eden pek çok kriteri daha göz önünde bulundurarak veriyor. Neden önemli, çünkü ürettiğiniz içeriğe ihtiyacı olan insanların size ulaşmasını Google arama motoru vasıtasıyla daha kolay bir hale getiriyor. Böylece hem sizin siteniz hedef kitleye ulaşmış, hem de ziyaretçiler memnun kalmış oluyor. Puanların anlamlarını kavramanız açısından Hürriyet gibi birkaç büyük Türkçe site haricindeki bütün Türkçe sitelerin 6 ve daha düşük bir değerde olduğunu, değeri 5'e ulaşmayı başarmış sitelerin bile bir hayli prim yapmakta olduğunu belirteyim. Mesela hiçbir özelliği olmayan bir domain sırf PR5 olduğu için 3 haneli dolarlara alıcı buluyor. Çok kapsamlı bir çalışma ile bu değer 6'yı bulmuşsa şayet rakam 4 haneli dolarlara kadar yükselebiliyor. Varın 7 ve ötesini siz hesaplayın.

Tekmetokat Ekibi Yolsuzluğu Deşifre Ediyor!
Malum, hangi işin içinde para varsa o işin içinde düzenbazlık da vardır. Durum Pagerank olayında da pek farklı değil. Yukarda da söylediğim gibi Pagerank değerini asıl olarak Pagerank değeri yüksek başka sitelerden alınan linkler belirliyor. Dolayısıyla kimi yüksek değerli siteler bu linkleri para karşılığında satıyor. Dün ELOY'un blogunda bu sitelerden birine denk geldim. PR7 olduğunu iddia eden bu siteye üye olmak $10'dan başlıyordu. Aman okumayı burada kesip de üye olayım falan demeyin. Çünkü bu site de paragrafın başında bahsettiğim düzenbaz sitelerden yalnızca biri. Üstelik ekip de yabancı değil, geçen Blog Yazarları buluşmasına katılmış kişiler. Yani içimizden birileri. Bir de konunun uzmanlarıymış gibi manifesto düzmeleri yok mu.. Ya bu arkadaşlar gerçekten PR7'ye sahip olmadıklarının farkında bile değiller ya da bu işten anlamayan birkaç siteyi avlasak önümüzdeki kışı kotarırız diye düşünüyolar. Hadi siz Tekmetokat okuyan çoğunluk bilinçlendiniz, ya geriye kalan azınlık ne yapsın :)

Sahte Pagerank'i Nasıl Anlayacağız, Kokusundan mı?
Hayatımda ilk defa bir yazı içine gülen surat koyuyor olmam sizi yumuşatmasın, çünkü ortada çok ciddi bir düzenbazlık sözkonusu. Bundan nasıl mı bu kadar emin oluyorum? Efendim, her şeyden önce PR7'yi kim kaybetti de onlar bulsun? Bu soru size şaka gibi mi göründüyse hemen açıklayayım. Bildiğiniz gibi Google indekslediği her sitenin kendine bir kopyasını çıkarıyor. Bakalım vikipedi.com'u Google nasıl kopyalamış.. Gördüğünüz üzere PR7'yi Wikipedia kaybetmiş de onlar bulmuş! Eğer bu sizi kesmediyse diğer bir yönteme başvuralım. Ne demiştik, Pagerank değerini diğer sitelerden alınan linkler belirliyor. Tabii ki o diğer siteler Google tarafından indekslendiyse. Vikipedi.com adresine link verenler ile Wikipedia'ya link verenler arasında tek bir fark gösterene sürpriz ödül veriyorum! Bu 2 örneğin bize gösterdiği şu ki, vikipedi sitesi kendini Google robotlarına Wikipedia olarak yutturup onun Pagerank değerinden haksızca faydalanmakta, hatta para kazanmaya teşebbüs etmektedir. Yanlış anlaşılmasın, Wikipedia sayesinde elde ettiği Pagerank'i hoş olmayan bir şekilde kullanıyor DEMİYORUM, çünkü vikipedi'nin Pagerank değeri yok, direkt Wikipedia'dan çekiyor. Diğer bir deyişle vikipedi'den link satın alanlar aslında PR7'den link almış OLMUYOR.

Mahkemeye versen verirsin..

Peki Bunu Nasıl Yapıyorlar, Biz de Nasiplenelim..
Sitenin sahibi Mert Alemdar domain'i 2005'te aldığını ve 2006'da Wikipedia'ya yönlendirdiğini söylüyor. Büyük bir ihtimalle 301 Redirect adı verilen yöntemi kullandı. Bu yöntem genellikle adres değişikliği yapılan sitelerde kullanılmakta. Amacı, ortalama 3 ayda bir gerçekleşen Google Pagerank güncellemesi esnasında yönlendirilen ve yönlenen sitelerin Pagerank değerlerini eşitlemek. Yaklaşık 10 ay boyunca yönlendirilmiş vaziyette kalan vikipedi'nin PR7 görünmesinin sebebi de işte budur. Tahminimce önümüzde ay içerisinde gerçekleşecek yeni Google güncellemesinde her şey ortaya çıkacak. Eğer hala bunun bir yanlış anlaşılma olabileceğine dair şüpheleriniz varsa, dünyaca ünlü S-E-O araçlarında vikipedi.com adresinin sahte değerde olduğunu kendi ellerinizle teyit ettirebilirsiniz. Yine de ikna olmuyorsanız, ben de bu yöntemle bir sayfa hazırladım. Önümüzdeki Google güncellemesiyle birlikte PR10 değerinde yeni bir adresim olacak. $9'u size kalsın $1'dan link satıyorum, bilginize (!)

Etiketler: , , , , , , ,

Sahte Pagerank'ten korunma yöntemleri

22 TANE

Blogger'ın ezelden beri en önemli eksiğinin az template/şablon çeşitliliği olduğunu düşünmüşümdür. Özellikle yeni sistemle birlikte kod yapısının değişmesinden sonra zaten az olan bu şablon çeşitliliği hepten ortadan kalktı ve bir anlamda Blogger'ın kendi hazır birkaç şablonu arasında hapsolduk. Şablon deyip geçmemek lazım, İsviçreli bilimadamlarının yaptığı bir araştırmaya göre sitenize daha önceden hiç uğramamış bir ziyaretçi siteniz hakkındaki fikrini ilk birkaç saniyede veriyor ve bu kaçınılmaz olarak tasarım ağırlıklı oluyor. Hadi onu geçtim; bana göre her blogun kendine özgü bir rengi, efendime söyleyeyim kendini diğer bloglardan ayıracak görsel bir öğeye ihtiyacı var. Sallıyorum x blogu denince aklıma mavi renk ve sol alt köşede sallanan bir şey gelmeli. Tonlarca blog arasından sadece isimle sıyrılmak artık pek mümkün olmuyor. Sağa sola biraz bakınınca fark ettim, bazı yabancı web siteleri bir sürü şablonu yeni Blogger'a uyarlamış ve paylaşıma açmış. Aşağıya, içlerinden ilk gözüme çarpan 5 tanesinin tarafımdan az biraz düzenlenmiş hallerini listeliyorum. Blogunuza renk gelsin, hareketlensin, üzerindeki ölü toprağını atsın falan diyorsanız kullanmakta özgürsünüz.

Web 2.0 blogu dediğin böyle olur. İçlerinden en çok bunu beğendim ve eğer Tekmetokat'ta kendi tasarımımı kullanmıyor olsaydım hiç düşünmeden bu şablonu kapardım. Açık ve yumuşak renkler insanı sayfaya bağlıyor ve her türlü içeriği üzerinde güzel taşıyor.

- Nasıl göründüğüne bak
- XML kodunu indir

Eysean'ın da şu anda kullanmakta olduğu bu pembe ağırlıklı ve çoşkulu şablon, nasıl desem, kız blogları için oldukça ideal. Bloga ilk girişte ekranın büyük bir kısmını kaplayan görsel, sanki bir kapak görevi görüyor ve blogunuzu bir dergi tadıyla izlettiriyor.

- Nasıl göründüğüne bak
- XML kodunu indir

Aslında renk bütünlüğü olarak bana hiç hitap etmeyen ve dalgalı tasarımıyla biraz göz yoran bu şablonu buraya koyma nedenim, artık birbirinin aynı, düz ve temiz tasarımlı yüzlerce şablondan sıyrılıyor olması. Belki aranızda hoşuna gidecekler vardır.

- Nasıl göründüğüne bak
- XML kodunu indir

Özellikle teknoloji türünde bloglar tutuyorsanız, ancak sanki tüm teknoloji bloglarının aralarında sözleşmiş gibi aynı atmosferi soluyan bloglarda yayın yapıyor olmasından pek hazzetmiyor ve farklılık arıyorsanız, bence bu şablonu bir denemelisiniz.

- Nasıl göründüğüne bak
- XML kodunu indir

Günlük ya da edebi denemeleriniz için daha iyi bir şablon düşünemiyorum. İçeriğinize göre şablonu biraz daha derleyip toplayarak sizi daha iyi yansıtmasını sağlarsanız bu şablondan memnun kalırsınız. Bunu daha önce hiçbir blogspot'ta görmemiştim.

- Nasıl göründüğüne bak
- XML kodunu indir

Etiketler: , , , , , ,

Yeni Nesil Blogger XML Template'leri

13 TANE

Eminim hepimizin keşke benim de bir reyting cihazım olsa diye iç geçirdiği olmuştur. Yoksa aranızda Güzel ve Dahi yasaklandığı için kendini alkole verenler mi var? Gerçi internetin var olmasıyla birlikte hepimiz bilgisayarlara daldık, TV izlemek yerine Heroes indiriyoruz. Peki ya internetin reytingi neye göre belirleniyor diye hiç düşündünüz mü? Eğer Alexa'yı ilk defa duyuyorsanız, az sonra bir internet reyting cihazı sahibi olacağınızı müjdeliyorum. Bu dergi ağızlarının bana yakışmaması bir yana, önce Alexa hakkında biraz bilgi vereyim. Amazon tarafından biz daha kravatı düzgün bağlamadığımız için okul müdür yardımcısından azar işittiğimiz yıllarda satın alınan bir firma olan Alexa, internet kullanıcılarına dağıttığı bir araç ile takip ettiği sitelerin istatistiğini tutarak tıpkı TV programlarının izlenme oranı gibi bir değer biçiyor. Kullanımı giderek artan bu aracın ciddi bir alternatifi olmadığı için de reklamverenler tarafından dikkate alınan tek veri olarak göze çarpıyor. Bu çok mu önemli?

Blog Devrimi'yle birlikte internetin artık daha vakit geçirilebilir bir yer olduğunu hepimiz biliyoruz. Ancak şunun da farkındayız ki, blog yazmak özen ve zaman gerektiriyor. Türkiye şartlarında bu herkese nasip olan bir şey değil. Takip ettiğiniz blogların otoriteler tarafından daha ciddiye alınması, belki bu sayede reklam alarak kendi masrafını çıkarması, böylece gelişmesi, dahası sürekliliğini sağlaması, en nihayetinde tüm bunların bir araya gelerek size daha kaliteli bir seyir olarak geri dönmesi, kısacası Türk blogküresinin oturması ve çeşitliliğin artması için; ister Explorer kullanıyor olun ister Firefox, küçük bir aparatı tek tık ile tarayıcınıza saniyeler içinde yükleme zahmetine katlanmanız çok da büyük bir bedel olmasa gerek sizler için. Düşünsenize, belki de ilerde mesleğimizi soranlara Blogger yanıtını vereceğiz! Bak gözlerim doldu sabah sabah..

Aracı indirdikten sonra artık takip ettiğiniz siteye sırf giriyor olmanızla bile destek verdiğinizi bilmenin hazzı da benden olsun hadi. Ayrıca her girdiğiniz sitenin reytingini de yine bu araç sayesinde sıcağı sıcağına görebilirsiniz. Alexa Türkçe siteler ilk 100'e girmeyi başarmış ilk blog olan Bildirgeç'i kutluyor, daha nice blogların bu listeye girerek interneti tüm çöp sitelerden arındıracağını umuyor ve yazıya ani bir son, veriyorum.

NOT: Duyduğuma göre Tekmetokat'ı çok sevmesine rağmen favorilerine eklemeyenler varmış. Bunlar aynı zamanda ne yıldız vermiş ne de bir iki kelam yorum yazmış. Yok dedim, olur mu öyle şey, benim okurum yapmaz! Gerçeklik payı içeren şaka bir yana, Blograzzi'ye bloglarınızı eklemeyi unutmayın.

Etiketler: , , , ,

Alexa: Internet reyting cihazına sahip olun

9 TANE

Okulum bitti, 2'ye geçtim. Bundan 2 sene önce de 2'ye gidiyordum. Anlayacağınız dostlar; demir attım yalnızlığa.. Akabinde 1 haftalık LOST arası verdim. Tam bir heyecan fırtınası! Hepinize tavsiye etmek isterdim, eğer izlememiş olsaydınız. Ancak görüyorum ki günümüzde herkes Lostie olmuş. Biz de aranızda saf saf The Others olarak gezinmekteymişiz de haberimiz yokmuş. Artık ben de hepiniz gibi Şubat'ı bekliyorum. Şubat dediğin öyle kolay gelen bir şey değil, daha çok var. Ben de bu arayı eskisi gibi blog yazarak geçirmeyi düşündüm. Böylece 5 aylık aranın ardından Tekmetokat geri dönmüş oldu. Yalnız ben cümle kurmayı unuttuğum için biraz zorlanmaktayım. Zamanla açılmayı umut ediyorum. Hem nasılsa kökü bende.. Gerçi zamanlama olarak pek doğru olduğunu söyleyemem, zira ne ben de yazma hırsı var ne de mevsimden ötürü insanların bir şey okuyacak hevesi. Üstelik 2 hafta sonra uzun bir tatil arası vermek zorunda kalacağım. Fakat LOST teorilerimi daha fazla içimde tutamazdım.. Buralar böyle hep spoiler dolacak! Şimdilik bu kadar.

Etiketler: , , ,

Ah ne yazsam ne yazsam, unutabilsem

17 TANE

Yeni yıla yeni tasarımla gireceğimi söylemiştim ancak o zamanlar monitörümün bozulacağını bilmiyordum. Renk ayarlarım resmen sapıttı; örneğin sizin pembe gördüğünüzü ben kırmızı, sizin gri gördüğünüzü ben siyah görür oldum. Bu haldeyken bırak tasarım yapmayı, normal bir şekilde bilgisayarı bile kullanamıyordum. Artık beyaz bir sayfa üzerine siyah harflerle yazı yazmaktan başka bir işe yaramayan bu 7 senelik makine, ki CD yazıcı taktırmaktan başka hiçbir upgrade işlemi yaptırmadığımı özellikle belirtirim, daktilodan farksız hale gelmişti. Çok sinir bozucu günler geçirdim, çok. En nihayetinde yollarımızı ayırdık; şu anda yeni bilgisayarımdayım. Tabi iş işten geçti bir kere. Bir daha Aralık ayının 2. yarısı kadar boş kalacağımı sanmıyorum. Bu demek oluyor ki bir süre daha bu temayla devam etmekten başka çarem yok maalesef.

Ancak, monitörümün RTÜK tarafından karartıldığı o saatlerin geçmek bilmediği günlerde boş durduğumu sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Madem görsel olarak etkin olamıyorum, ben de altyapı çalışırım düşüncesinden yola çıkarak temayı yeni baştan kodladım. Bu tam anlamıyla, Beethoven'ın sağır haliyle beste yapmasına benziyordu. Monitörümün sağlıklı günlerinden aklımda kalmış site renk kodlarını bir ton koyultmak/açmak yöntemiyle şu anda üzerinde bulunduğunuz temanın renklerini tahmini bir şekilde oturttum. Artık web standartlarına uyumlu bir temam var, aman ne güzel. Bunun bize faydası nedir, gerçekten bilmiyorum.

En önemli kısma gelirsek, bundan böyle tekmetokat.org adresini kullanmanızı rica ediyorum. Eski Blogger, kendi alanımıza geçtiğimiz taktirde eski adresi sıfırlıyordu fakat Yeni Blogger resmen ortak yayın yapıyor. Yani ben tekmetokat.org adresine yeni yazı eklediğim zaman, eski adresteki bloga da yeni yazı eklenmiş oluyor. Hal böyle olunca da, kimi ziyaretçilerin gerçek adresimi asla bilemeden seneler boyu eski adresten beni takip etmeleri imkanı doğuyor ama ben beni benim adresimden takip etmenizi tercih ederim. Tam da bu noktada belirtmem gereken bir şey var: Yeni adresin Aralık 2006 öncesi eski yazılarına ait fotoğrafların, hani o tıklanınca açılan büyük hallerine ulaşmak ne yazık ki mümkün değil. Eski adreste ise böyle bir sorun yok ama ben beni benim adresimden takip etmenizi tercih ederim. Ben kendimi ordan ediyorum..

Flickr bölümünde kendi çektiğim fotoğraflara, Youtube bölümünde ise denk geldiğim ve mutlaka görmenizi istediğim video'lara yer vereceğim. Bu 2 yeni bölüm ayrı adreslerden yayın yapmasına karşın, klavyenizin F1 tuşu, blog anasayfasından sizi ayırmadan takip etmenize olanak tanıyacak. Hey gidi Windows jargonu.. Şimdi aramızda olsaydı; lütfen tarayıcınızda Tekmetokat sitesinin aktif olduğundan emin olun derdi.. Ben de F1 tuşuna basmadan evvel mouse ile Tekmetokat'ın boş bir kısmına tıklayın diye tercüme ederdim. İnanın ne konuştuğumu bilmiyorum.

Son olarak şu beyaz kutulara açıklık getireyim. Tekmetokat eskisi gibi akışına devam ederken, aralara bu şekilde günlük notları iliştireceğim. Yani bu beyaz kutular herhangi bir yazıya ait değil, başlı başına bir yazı olacak. Yani bu beyaz kutular sitenin tepesinde sabit kalacak duyuru niteliğinde değil, siteye belli bir eklenme tarihi olan ve sitenin kronolojisinde kendine yer edinecek basbayağı metinler olacak. Yani bu beyaz kutular aslında beyaz değil, şu bizim eski Karablok'un ta kendisi olacak!

Etiketler: , , , ,

Düzene soktuk her şeyi, soktuk düzene!

15 TANE

Melaba sevgili Erica, howz it going? Bizleri soracak olursan gayet iyiyiz. Her sabah erkenden kalkıp atlara su veriyorum, daha bir seviyorum dağları gülüm. Ki her akşam seninle, siyah bir zeytin tanesi ve bir parça mavi deniz alırdı beni..

İstersen sana hikayemi başından anlatayım. Uzun süredir internet kullanan bir insan olarak, artık işin eğlencesini çoktan geçmiş ve nasıl para kazanabilirim sorusunu kendime sormaya başlamıştım. İnternetten para kazanmanın türlü yolları vardı; bir MP3 portalı kurabilirdim, mesela bir Turkish Delights sitesi açabilirdim, ücretsiz sms diye milleti kandırabilir ya da emekçi forum gençliği arasındaki yerimi alabilirdim. Kotalı kullanıcılara özel, rapitsiz! Bu saydıklarımı yapanlar gerçekten para kazanıyor, üstelik düşündüğünden çok daha fazlasını. Ama başka türlü bir şeydi benim istediğim Erica, anlıyor musun? Yo hayır, onları küçümsediğimi asla düşünme! Ben bizzat onların, bir Metin Uca misali sisteme karşı olup da sistemin içinde yer almaktan başka çaresi olmayan garibanlar olduklarının farkındaydım. Ama insan bir kez olsun ideallerinden ödün vermeye başladı mı, gerisi geliyordu be Erica..

Sonraları Erica, yeni bir akım başladı. Benim gibi aklını internetten para kazanmakla bozmuş bir takım ecnebi çılgınlar, Million Dollar Homepage olsun, One Red Paperclip olsun, Buy Me a MacBook olsun ve hatta Please Make This Work olsun, ipe sapa gelmez fikir siteleriyle, kendilerini boşlukta hisseden çoğu internet kullanıcısını ağına düşürüp bundan rant sağlıyorlardı. Açıkçası bu biraz daha kabul edilebilir bir yöntemdi. Çünkü ortada herhangi bir aldatmaca yoktu. Dobra çocuklardı bunlar Erica, amaçlarını açık açık belirtiyor ve işinize gelirse! demekten geri kalmıyorlardı. Bilirsin, davetiyeli komünitelerin bir albenisi vardır. Yasakların insanı cezbetmesi gibi.. Bu da ona benziyordu işte, bu absürdizm insanları bir mıknatıs gibi kendine çekiyordu. Üstelik bu fikir siteleri asla uzun uğraş ve geniş vakit gerektirmiyordu yaratıcısına. Bu tam bir Tanrıcılık oynamaktı! Fikir akılda oluştuğu vakit geriye ol demek kalıyordu sadece ve oluyordu Erica! Kararımı vermiştim..

Sana şu kadarını söyleyeyim; fikirler icat edilmez, keşfedilir! O fikirler gözümüzün önünde durur, görmesini bilene. Nitekim öyle oldu. Aylar süren ne yapsam, ne yapsam çıkmazına bulduğum çözüm, yine aynı günlerde, canım sıkıldığı vakit Google Images'te arattığım bir anahtar kelimede gizliydi: iPhone. Sevgili Erica, ben bir Mac sahibi değildim belki ancak ciddi bir Apple hayranıydım. Ayrıca senelerdir dedikodusu yapılan iPhone isimli olası bir cep telefonu beklentisi içindeydim. Apple ürünleri şık tasarımlarıyla tanındığı içinse, bu olası ürünün en çok da dış görünüşünü merak ediyordum. Images aramaları sonucu ulaştığım iPhone konseptlerini gıptayla izlerdim hep. İşte yine bu olağan bir gıpta seansım esnası bir şimşek çaktı beynimde ve 4 saniye sonra gök gürültüsü duyuldu: Neden ben dünya üzerinde milyonlarca fanatiği olan hayali bir ürünün konseptlerinin sergilendiği bir site yapmıyorum?

Sağdan soldan topladığım birkaç konseptle Apple iPhone Concepts isimli blogumu oluşturdum Erica. Digg'e bunu eklememle birlikte bir virüs gibi yayıldı ve 1000'e yakın sitede blogum duyuruldu. İnsanlar kendi tasarladıkları konseptleri bana gönderdi, ben onları yayınladım ve içerik büyüdü. Ekim ayında başladığım bu yolculuk bana 2 ay içinde 200.000 ziyaretçi olarak döndü. Google Adsense sağ olsun, 2007'de gerçekten piyasaya sürülecek olan iPhone'u satın almaya yetecek kadar para kazandırdı, kazandırmaya devam ediyor. Ancak son bir görevim daha vardı Erica, onu da başarmadan içim rahat etmeyecekti: Senin de bir yazarı olduğun TUAW'dan (The Unofficial Apple Weblog) bir link kapabilmek. Bir de Boingboing var ama o siteden hiç umudum yok. İnternetin en büyük Apple konulu sitelerinde bahsim edilmişti ancak bir türlü TUAW'un dikkatini çekemiyordum. Günlük 100.000 ziyaretçisi olan TUAW, benim için, bugüne kadar beni tanıtan sitelerin toplamından daha değerliydi. Ah eğer linkim bir çıksaydı, 2 ay içinde kazandığım paranın 2 katını 1 haftada elde edebilirdim. Ve Erica, sen bugün tarihli TUAW yazında beni tanıttın! Çok teşekkür ederim, ama keşke linkimi hatalı yazmasaydın !!!!!!!!!!!

Erica sen n'aptın.. Erica sen harbiden n'aptın..

Etiketler: , , , , , , , ,

Erica Sadun, bence artık sen de herkes gibisin

13 TANE

İçinizdeki yazmak aşkı bambaşka. Derhal bir blog açtınız ve çeşitli konularda yazmaya başladınız. Günlerinizi feda ettiğiniz blogunuz aylar geçmesine rağmen ilgi görmüyor. Oysa her şey olması gerektiği gibi; araştırıyor, emek harcıyor ve özen gösteriyorsunuz. Üstelik böyle olmayan kimi blogların meşhur olduğu bir çağdasınız. Göz göre göre harcanıyorsunuz ve Avrupa buna seyirci kalıyor! Şimdi önünüzde 2 şık var: Ya blog dünyasına küseceksiniz ve blog dünyasının bundan (bile) haberi olmayacak ya da bir Pilli Network üyesi olup yazılarınızı binlerce kişiye ulaştırmanız yetmezmiş gibi bir de üzerine para kazanacaksınız! Melaba, hayallerin gerçek olduğu yere hoş geldiniz..

Orduların, her şey bir yana esas görevinin caydırmak olduğunu lise Milli Güvenlik dersinden hatırlarsınız. Evet; tasavvuru çok güç bunca para, bunca insan gücünün ilk görevi, yine bunca para ve insan gücüyle kurulmuş başka bir orduyu olası bir saldırıdan vazgeçirmek. İnsanın aklına, gece vakti karşısına çıkan tasmasız bir köpek yüzünden başka bir sokağa saparak yolunu uzatması geliyor. Halbuki kendisinden çekinilen köpeğin rahat pozisyonuna kıyarak hareketlenme sebebinin sizden korkması olduğunu bilmiyorsunuz. Birbirinden korkan iki canlı sırf bu yüzden kendilerini zora sokmayı seçiyor. Çünkü sokak köpeğini karşımıza çekip de ateşkes imzalamak mümkün değil. Peki ama söz konusu insanlar olunca? 5 yıllık blog geçmişi olan biri olarak söylüyorum ki; şimdi bir blog açarak alemlere akma isteğinizin hüsranla sonuçlanma ihtimali çok daha yüksek. Kahramanlar yüzyılda bir çıkar ve o yüzyılda kaç insanın kahraman olmak için yola çıktığının hesabı tutulmaz. Bu çıkmazdan nasıl kurtulacağımızı görmek için çok yazarlı blog (komün) mantığını kavramak gerekiyor.

Komün Bloglar ve Avantajları
Parçalara ayrılmak çoğu zaman değer kaybettirir. Önce tümden gidelim; arabamızı satmak için neden parçalarına ayırıp bu parçaları teker teker satmıyoruz? Şimdi tüme varalım; parçaları ayrı ayrı alınarak toplanmış bir bilgisayar neden marka bilgisayarlardan daha ucuza geliyor? Cevap zor değil, amacımız 1'e ulaşmak. Herbirinin ayrı adı olan bu parçaların meydana getirdiği yepyeni isimli yepyeni bir işleyiş. Ben bir okurum ve kahve içmek istiyorum. Siz bir yazarsınız ve süt tozu satıyorsunuz. Kahve içmek isteyen okura süt tozu satmak yerine, kahve içmek isteyenlerin toplandığı bir kafeterya ile anlaşıp işletmenin süt tozu ihtiyacını karşılamak size daha çok kazandırır. Böylece ne sizin yolunuzu uzatmanıza gerek kalır, ne de köpeğin rahatını bozmasına. Lafı daha fazla gevelemeden, senelerdir üyesi bulunduğum Türkiye'nin en büyük ve en kaliteli komün bloglar birliği Pilli Network'ün deneyim ettiğim avantajlarını açık ve seçik bir dille maddeleyeyim:

- Yazılarınız amacına ulaşır ve çok sayıda okur tarafından okunur.
- Birlikten kuvvet doğar ve incelediğiniz konu derinlemesine tartışılır.
- Moderasyon sebebiyle daha kaliteli ve içerikli yazılar yazmaya teşvik edilirsiniz.
- Yazılarınız çoğaldıkça tanınır, yeni arkadaşlar edinir ve meşhur olursunuz!
- İnatla devam ettirmekte olduğunuz kişisel blogunuzu, komün sitelerine bıraktığınız yorumların altında reklam edebilirsiniz.
- Sistem çok iyi, siteler gayet şık ve modaya uygundur.
- Gerek sitelerin pagerank'i, gerekse de geniş içerikli olmalarından ötürü Google vasıtasıyla ziyaretçilerin yazılarınıza denk gelme şansları fazladır.
- Ve yazarlarına bir anlamda maaş veren bu tek Network ile para kazanırsınız!

Pilli Network'ün Kurduğu Nash Dengesi
Oyun Teorisi'nden uzun uzadıya bahsedecek ve konuyu dağıtacak değilim. Kısaca; siz bir takımın ferdiyseniz, takımın başarısı için elinizden gelenin en iyisini yapmanızın yetmediğini söylüyor. Daha somut belirtmek gerekirse..

Bir futbol takımı düşeyin, her bir oyuncunun performansını 100 üzerinden değerlendirelim. Sonuçta bu bir takım oyunu olduğu için, herhangi bir futbolcunun 100 performans göstermesi, arkadaşlarını da etkileyecek ve 80 performans göstereceği olan başka bir futbolcunun performansını dolaylı yoldan 40'a indirecektir. Diyelim ki ilk futbolcu 100 performans göstermek için 2 çalım attı ve öyle pas verdi. Öbür futbolcu aldığı pası o anki oyun konumundan ötürü iyi değerlendiremedi ve topu kaptırdı (40 performans). Toplamda 140 performans söz konusu. Oysa ilk futbolcu 90 performans göstererek ilk çalımın ardından pas verseydi, belki öbür futbolcu bu yeni oyun konumuna uyum sağlayacak ve topu kaptırmayarak 80 performans gösterecekti. Haliyle toplamda 170 performans söz konusu olacak ve takım adına daha makbule geçecekti. Oyun Teorisi diyor ki; siz bir takımın ferdiyseniz, takımın başarısı için takım adına elinizden gelenin en iyisini yapmalısınız. Futbolcunun elinden gelenin en iyisini yapmak 100 performans ise, takım adına elinden gelenin en iyisini yapması da 90 performans oluyor.

Bir komün blogu altında yazmaktansa kendi kişisel blogumuzu açıp daha özgürce yazılar yayınlamak ilk etapta cazip gelebilir. Ama biz yazar takımına dahilsek, bir yayın yapıyor ve internet okurlarına (karşı takım) hitap ediyorsak, bu cazibeden (100 performans) feragat edip (-10 performans) biz de dahil olmak üzere herkesin kazanacağı şu büyülü Nash Dengesi'ndeki yerimizi almalıyız. İşte Pilli Network bu dengeyi gelirlerinin %70'ini yazarları arasında paylaştırarak kurmayı başardı. Pilli'nin binlerce dolardan vazgeçerek uyguladığı bu strateji Pilli sitelerini adeta diriltti. Üyeler kendilerine düşen kazanç payını edinmek için içerik oluşturma yarışına girdi. Pilli büyüdü; televizyon programlarına konu oldu, dergi ve gazetelerde tanıtıldı, üye sayısı katlandı. Katlandıkça gelir arttı, strateji gereği vazgeçtiği (bir nevi yatırım yaptığı) paranın çok mislini çıkardı, hem Pilli hem de üyeler süratle kazandı, kazanmaya devam ediyor.

İşte Para Kazandıran Pilli Bloglar
Bildirgec.org - İnternet, tasarım ve mucizeleri
Hafif.org - İlginç konu ve keşifler, gündem yazıları
Zamazing.org - Teknoloji, yeni ürünler ve mobil hayat
3ayak.org - Seksi fotoğraf makineleri, aksesuarlar, püf noktaları
Yenimecra.org - İnternet reklamcılığı üzerine
22dakika.org - Hayatın anlamını dizilerde arayanların sitesi
Ucandaire.org - Bilimin kurguya doyduğu an
10marifet.org - Yaratıcı el becerileri ve cin fikirler
Torpilli.com - Pilli yazarları için tavsiyeler ve forum

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Blog yazarak para kazanmak ister misiniz?

7 TANE

Blogumun boş durmasından nefret ettiğim için, yakın bir zamanda kapadığım şiir blogumdaki şiirleri tekrar yayınlıyorum. Hepi topu 6 adet şiir yazmışım, bari hepsi elimin altında olsun. Hayır canım, şu aralar cümle kurmaktan aciz olduğumu ve bu yüzden yeni yazı yazmakta zorlandığımı da nereden çıkardınız!

ANADOLU LİSESİ
Bir anadolu lisesinin
türkçe konuşulması yasak
ingilizce matematik dersinde
hem en sevdiğim konunun
hem de en güzel sorusunu
ağız tadıyla cevaplayamamak gibi
sana aşık olup da
seni bir türlü sevememek
...

ARKA KOLTUK YALNIZI
Başını rüzgara uzatıp
gözüne bir şey kaçar korkusuyla
kirpiklerinin arasından
belli belirsiz şekillerin
süratle yok oluşunu
büyük bir heyecanla takip etmiş
arka koltuk yalnızı her çocuk
içinde bir parça ben taşır
...

EKVATOR
Dünyayı bir tepsi gibi düşünen
Galileo katilleri de haklıydı
yoksa bu rüzgarlar
hangi rüzgarın attığı sorulmayan
nice sevgililer atmalıydı
çok zaman önce batıya esmiş
nice rüzgarlar doğmalıydı
bir ekvator katetmiş
...

KONU MANKENİ
Neye benzediğini
göz ucuyla süzdüğü
vitrin camlarında
aslını hiç andırmayan
bir korkusuz yürüyordu
ve tüm cesaretini
korkak adımlarında bulduğu
bambaşka (!) bir insanı süzüyordu
...

GÜNEŞ SAATİ
Üstelik aynı yollardan
geceleri koşar adım
gündüzleriyse şarkı söyleyerek
geçiyor olmam arasındaki tek fark
her gün batımında
yalnız kalan bir insanın
karanlıktan korkan
gölgesidir
...

EYLÜLSÜN
Ağustos'un son günü
güneşin komşu şehirde
belki de çoktan doğduğu
henüz karanlık vaktinde
kimine göre çoktan bitmiş bir dünü
başlamamış bir yarına bağlarsın
zamanın bile zevkten durduğu
bir ölmek isteğiyle
...

Etiketler: , ,

Görmemişin şiirleri olmuş, yayınlamış durmuş

12 TANE

Benyaptim.org adresli bloga açık mektuptur

11 TANE

Etiketler: , , ,

Arkadaşıma ders sormak için MSN'e giriyorum

24 TANE

Buraları sevgili günlüğe çevirmek gibi art niyetler gütmüyorum, valla bu son, bak bunu da içeyim bırakıyorum. Belki denk gelmişsinizdir; Kahperengi isminde taze bir şiir blogu açmıştım. Oldukça sıradan, hazır bir şablon giydirilmiş, hiçbir görsel materyal içermeyen kuru bir sayfaydı. Ama çok geçmeden, böyle basit bir blogu sindiremeyeceğimi anladım. Evvela kanat çırpan bir güvencin gif'i, sonra da şöyle en kırmızısından bir gül jpg'si koymayı düşündüm mısra aralarına. Neyse ki artık havalar serinlemişti ve bu türlü kendimi kaybedişler kısa süreli oluyordu. Tabi hala bir çıkış yolu bulamamıştım. Ya bu sevdayı kalbimden söküp atacak, ya da bundan 4 yıl kadar önce en taktir ettiğim tasarımcılardan biri olan Ozan Karakoç'un şu an ismini hatırlayamadığım bir sitesinden (Sketchic diyesim geliyor) gördüğüm ve o gün bugündür bir benzerini yapmayı planladığım çalışmaya koyulcaktım. Dünyanın en iyi müzik yapan grubu seçtiğim Enigma'nın albümlerini yeni baştan hatmettiğim bir gecenin ardından duyuruyorum ki, bunu yaptım. Fotoroman tadında oldu, ki bu sayede pek hazzetmediğim şiir havasından biraz sıyrılabildim. Bakalım beğenecek misiniz, yorumlarınızı merak ediyorum. Hazır şiirlerden söz açılmışken, Musibako'nun blogundan şair Emin Akdamar'ın hayatını kaybettiğini öğrendim. Açıkçası kendisini çok tanımıyorum, arada bir bloguna uğrardım o kadar. Şimdiyse oranın sahipsiz kaldığını düşünmek içimi ürpertiyor. Belki abesle iştigal olacak ama Kahperengi'yi kendisine ithaf etmek istiyorum. Söyleyeceklerim bu kadar..

Etiketler: , , , , , ,

Ağustos yazdan sayılmaz, Eylül sonbahardan öte

8 TANE

Yaklaşık 1 hafta önce geri dönmüş olmama rağmen, Eylül'e kadar yeni yazı eklemeyi düşünmüyordum. Çünkü giderken yazdığım yazıdaki altyapıdan kastım Wordpress'ti. Sunduğu olanaklara artık karşı gelemiyor ve emektar Blogger'dan gün geçtikçe biraz daha vazgeçiyordum. Döner dönmez ilk iş, Eroy'la Moda hasreti giderdim ve WP'ye taşınma işlemlerine yavaş yavaş başladım. Zaten internette sayısız from wordpress to blogger dökümanı bulunduğu ve hatta kurnaz WP içinde blogger import özelliği olduğu için, işim çok kolaydı. Yine de acele etmiyor, eski işleyişi oturtmak için titiz çalışıyordum. Şimdi gelelim, hep filmlerde görmeye alışkın olduğumuz ve zerre abartmadığım olaya. Çok yol katettiğim bir gece, kritik bir işlemin hemen öncesi, sebebini bilmediğim bir şekilde Blogger Buzz'a bakasım geldi. Kurgu olduğunu düşünmeyin diye, geri dönüşü olmayan bir tuşa basmaktan son anda vazgeçtiğimi söylemiyorum bile. Ekleneli 1 saat dahi olmamış son Buzz yazısı, Blogger'ın yeni versiyona geçtiğini müjdeliyordu. Derhal yeni özellikleri denedim ve eksiklerimi karşıladığını gördüm. Bu, en az birkaç sene daha Blogger'da konaklayacağım anlamına geliyordu. Sonra WP'yi veritabanımdan sildim. Alnımıza Blogger yazılmış arkadaş!

Bu yazıyı yazmamın altında; artık başka bir sisteme geçmeyeceğim için rahat olmam, Blogger'ın yenilenmesinden haberi olmayanları bilgilendirmem ve ne zaman yazmaya başlayacaksın? sorularından kurtulmam gibi çok gizli nedenler yatıyor. Şimdi bunları ifşa edelim: Blogger yenilendi yenilenmesine, fakat kullanıcı hesapları yeni versiyona yavaş yavaş geçiriliyor. Benimki henüz geçmedi, muhtemelen sizinkiler de. Dolayısıyla Tekmetokat hala eski versiyonda. Bu ne kadar zaman alır bilmiyorum, yılan hikayesine dönecek gibi kuşkularım da yok değil. Ama merakınızı gidermek için yeni bir Blogger hesabı açarak yeni versiyonu deneyebilirsiniz. En göze çarpan yenilik, pek çok insanın Blogger bırakma sebebi olarak bilinen kategorileme. Bundan böyle yazılarımızı, konularına göre gruplandırıp ziyaretçilerimize listeleyebiliyoruz. Nihayet, sağ tarafta gördüğünüz üstü çizili konular haritası aktif olacak. Bunun haricinde; yeni temalar, bloglarımızı sadece istediğimiz kişilerin okumasını sağlayabilme ve tek satır kod bilmeden temamızı dilediğimiz gibi değiştirebilme gibi yenilikler var. Sıra size de geldiğinde, kontrol panelinizde mavi bir uyarı kutusu belirecek ve ilgili linke tıklamanızla birlikte hesabınız yeni versiyona geçmiş olacak. Bu vesileyle ben de tekrar yazmaya başlamış bulunuyorum.

Etiketler: , , ,

Solda güneş alçalıyordu, kuzeye dönerken

12 TANE

Ben internetin olmadığı bir yere gidiyorum. Gerçi kesin vardır orda da internet ama bilgisayar yok. Kendi bilgisayarımı götürsem, olmaz. Bu internet dediğimiz öyle çekyat gibi pratik bir şey değil. Gittiğim yere Adsl hattı çektirecek halim de yok. Zaten böyle bir derdim de yok. Kafamı dinlemeye gidiyorum. Laf olsun diye söylemiyorum, cidden dinleyeceğim. Hep duyuyorum, insanlar kafalarını dinlemeye gidiyor. Daha önce hiç yapmadım bunu. Birkaç kez denedim belki ama sıkıldım. Bu defa kararlıyım, 1 ay kadar burada olmayacağım. İnsan heyecanlanmıyor değil. Ben döndüğümde kaç yeni albüm çıkmış olacak, kaç yeni film vizyona girecek. Hiç umrumuzda olmayan bir katliamda kaç insan daha ölecek. Neyse, kısacası Tekmetokat test yayını burada sona ermiş bulunuyor. Aşağıya, 6 ay boyunca yazdığım yazılardan en sevdiklerimi derledim. Kaçırdıklarınız varsa yeni yazı niyetine okursunuz belki. Eylül gelmeden, yeni altyapı ve daha yoğun bir içerikle kaldığım yerden devam edeceğim. Görüşmek üzere.

EĞLENMİŞLİK
+ Ufolar analarını da alıp gitsinler buradan
Tarihi Roswell kazası hakkında hiç bilmediğiniz gerçekler.
+ Eleysa, seni çok özledim, lütfen eve dön
Dünden bugüne internet ve oky'nin yarınları.
+ Bilinçli kola tüketim kriterleri
Madem AB'ye gireceğiz, kola kültürünü de edinmek gerekir.
+ Vesikalıklardan avatarlara fotoğrafçılık tarihi
Fotoğrafçılık daha önce hiç bu yönüyle incelenmemişti!
+ Bakalım bu başlığı satıra sığdırabilecek miyim?
Bir sinek ve insan arasındaki imkansız aşkın öyküsü.
+ Karafatma Bölüm 1 ve Bölüm 2
School girls, upskirt, downblouse, hot babes, sexy nurses..

YAŞANMIŞLIK
+ Ve bu yüzden bu yalnızlık çekilmez gibi
Oky'nin okul hayatında işler yolunda gitmiyor gibi.
+ Turistler Türkiye'ye sevişmek için geliyor
İngiliz kızıyla Türk gencinin yürekleri burkan sevda masalı.
+ Gizemli beste
Korku türünde bir başyapıt, doğaüstü varlıklar falan.
+ Ben yine olduğum gibiyim merak etme
Sana korkular bıraktım bir de yeni başlangıçlar..
+ 20. yüzyıl kompozisyonları
Oky'nin ilk ve orta okul hayatında da işler yolunda gitmiyordu.
+ Ve aleyküm selam
Ben güzele güzel dedim, güzel benim olmasa da.

DÜŞÜNMÜŞLÜK
+ Japonlar yapınca biz de yapmış sayılalım
Osmanlı Devleti'nin trajikomik Süveyş Kanal Harekatı.
+ Bir yazının fotoğraflarına bakıp geçmek
Kadınlarımız vardı 20'lerde, kadınlarımız 21'lerde..
+ Siz de geleceği görebiliyor musunuz?
Rüyalarda geleceği görebilmek üzerine bir hikaye.
+ Muhtemelen daha evvel bahsedilmiş bir konu
Gömlek ceplerine konulan küçük kağıt parçalarının önemi.
+ Çünkü biz de doğal seçilim mirasıyız
Haydi gelin, sizinle şöyle bir tarih yolculuğuna çıkalım.
+ Acaba tersinden mi yaşıyoruz diye düşündüm
Zaman sadece birazcık zaman.

Not: Çok daha fazlası Aylık arşivde.

Etiketler: , , , , , ,

Ve bir yeni ömür vardığın çimen yeşilliğince

17 TANE

Çok beğenildiği için çilesini çekilen Google Anahtar Kelime Şenliği'ne bir kez daha hoş geldiniz! Dikkat ederseniz devamı değil, çilesi dedim. Çünkü artık bu tam bir işkenceye dönüştü. Bir önceki şenliğimizden bu yana geçen 27 günlük süreçte tam olarak 2569 internet kullacısı, arama motorları aracılığıyla bu bloga ulaşmış. Hesap makineniz varsa bölün bunu güne, ortalama 95 ediyor. Aslında 95.1 diye uzayıp gidiyor, işte ben bunu anlamıyorum. Bir insan nasıl kendi içinde 10'a ayrılır, sanki İspanyolca'nın konuşulduğu ülkeler kategorisi! Kısacası kankalar, istatistiğimi tutan servisler bu yüzden gereksiz yere şişiyor ve ben takip etmekte zorlanıyorum. Hayır, gelenler amacına ulaşabilmiş olsa hiç dert değil. Aşağıda göreceğiniz gibi tam bir ünlüler çiftliği. Zaten bu ay yüksek olasılıkla şenliğimizin sezon final bölümündeyiz. Çünkü diğer aya blogu asıl adresi olan tekmetokat.org'a taşıyacağım ve sonrasında Pagerank'ım sıfırlanacağı için eskisi kadar arama motorundan ziyaretçi gelmeyecek (Pagerank hakkında detaylı bilgi için 1. şenliğe, arama motorlarının Blogger sayfalarını nasıl da hunharca indekslediği hakkında fikir sahibi olmak içinse 2. şenliğe bakabilirsiniz). Böylece asıl takipçi profilimi öğrenmem daha kolay olacak. Şirket olmak kolay değil tabi, profil şart.

İşte O Anahtar Kelimeler!
Bu ay Top 10 listesi yapmaktan vazgeçtim. Başka çarem yoktu, seçemiyorum aralarından. Hepsi birbirinden tuhaf, birbirinden ilginç ve birbirinden garip. Çok enteresanlar. Hepsi birbirinden enteresan ve çok garip. Aynı zamanda tuhaf oldukları sanıyorum gözünüzden kaçmadı. Evet evet, gayet ilginçler ve kimileri garipliğiyle oldukça dikkat çekiyor. Bu garip, tuhaf, ilginç ve enteresan anahtar kelimeleri mümkün olduğunca eledim. Geriye bunlar kaldı. Diğerleri de acayip tuhaftı. Çok ilginçlerdi ancak yazı çok uzun oluyordu. Eğer onları da koysadım yazı çok uzun olacaktı ve yazı uzun olmasın.

- noktalama işaretlerinin başından geçen olaylar
- atatürk ün doğarken görüntüleri
- saçlarına şekil veremeyen ve farklı olmak isteyenler
- keşke birkaç mustafa sandal daha olsaydı
- gezegenimiz dünyanın dışı ve içi resimleri
- istanbul esrar satış noktası
- msn de türkçe yaz karşıya ingilizce gitme
- türkçe müzik ama ücretsiz olacak yoksa istemez
- nejat işlerin dinlediği müzik tarzı
- memesiz hayvan resimleri
- baltalar elimizde şarkısını dinlemek istiyorum
- dikkat karsinda bir ordulu var
- özgü namal milyon tipi
- fen bilgisi mavi gezegenimiz
- ilhan mansız o şık hareketleri
- ayran şarkısını söyleyen şarkıcı
- ölüm tehlikesi olacak msn programları
- sanem çelik ile ingilizce paragraf
- ismail yk'nın yakışıklı resimleri
- tarkanın çekirdek ailesi
- sinek kovalama proğramı
- az yedik ama çok doyduk
- uzun lafın türkçesi özeti
- 6. sınıf aşkım semiha
- küfür öğrenmek istiyorum
- eniştem bana aşık
- halının teknik detayları
- KÖY HAYRET ZİYARET
- ona şarkılarla itiraf ettim
- www seks kom

Hayata herdaim sorgulayan gözlerle bakanların köşesi
Bu kadar mı sandınız ve yanıldınız. Şahsen benim en hoşuma giden aramalar soru şeklinde yapılan aramalar. Bu aramalar benim çok hoşuma gidiyor ve en hoşuma gidenleri onlar. Bu aramaları yapanlarla aynı iett otobüslerinde seyahat etmekten, aynı haber bültenlerini izlemekten gurur duyuyorum. İşte kültür insanları böyle birbirine bağlayan etmelerin başında geliyor ve en başında gelen etmenlerden biri. Tabii ki bunlar da sıkı bir denetlemeden geçti. Ayrıca üzerlerinde, sonlarına soru işareti koymaktan başka hiçbir müdahalem yoktur. Yoksa ben de biliyorum soru eklerini ayrı yazmayı ve soru ekleri ayrı yazılır.

- aliye dizisindeki deniz kimle sex yapacak?
- avril lavigne den daha iyisi var mı?
- hayvanların yok olması üzerine ne yapılmalı?
- mesela sen neden google oldun?
- ismail yk su an nerede?
- bir üst kullanıcı hakkında ne düşünüyorsun?
- müziğin bize faydası varmı?
- kadınlara tecavüz nasıl yapılır?
- MATAMATİK OLMASAYDI NE OLURDU?
- ev kiraları kaç lira olsun?
- hayvanat bahçesi nasıl yapılır?
- türkçe öğretmenliği nasıl olunur?
- bluz kaç tarihinde ortaya çıkmıştır?
- beyler kadinlarin neden calismasini istemez?
- mutant nasıl olunur?
- bir turistle nasıl röportaj yapılır?
- ruslar nasıl insanlar kızları?
- cinsel hayatta neler yapılır?
- pazar keyfi ne zaman başladı?
- 4. dünya savaşı çıkarsa ne olur?
- bir inşaat sıfırdan nasıl yapılır?
- EZAN NASIL OLUNUR?
- aşık olmadığı halde neden?
- türkçe otopsi nasıl yapılır?
- erkek ayakkabısı kaç para?
- grup hepsi hangi takımlı?
- gay nasıl olunur?
- gay miyim?

Türk genci tanışmak ister!
Bakıyorum da yine bitti sandınız ve hehehe nasıl da yanıldınız! Bilmem dikkatinizi çekti mi, şu ana kadar sergilediğim anahtar kelimelerde hiç msn arkadaşı arayan yok ve bunun dikkatinizi çekip çekmediği benim için büyük bir merak konusu. Şöyle söyleyeyim, 1 ay boyunca bloguma en çok insan kız me-se-ne si arayarak ulaştı. Onlara ayrı bir kategori açmak çok ayıp olurdu ve ayıplanırdım. Yalnız burdaki maddeleri hızlı hızlı okumanızı istiyorum. Elimden geldiğince şiir yazar gibi sıralamaya çalıştım. Hızlı okunduğu taktirde bu daha komik oluyor ve komik olması için hızlı okumanızı tavsiye ederim. Artık bitti sanabilirsiniz. Önümüzdeki sezona görüşmek üzere!

- kız msn si nerden verilir
- HEMEN KIZ MSN Sİ LAZIM
- bana kız msn si verin
- manita msn si
- en çok açık kız msn adresleri
- dünya açık kız msn si
- şu an msn si açık olan kız msn si
- msn si olan kız msn sinin listesi
- bazı öğretmenlerin msnsi
- ilk öğretim kız msn'si
- oniki yaşa uygun kızların msn si
- kesin olarak açık olan 15 yaşında kız msn leri
- hemen konuşan kız msn si
- kız gibi konuşan msn
- açık motor msn si
- kız msnsi az olsun
- 2 tane kız msn si
- bazı insanların msn adresleri
- 10 yaşındaki insanların msnsi
- dünyadaki bütün insanların msn adresleri
- ingiliz insanların msn si
- ismail yk nın msn si
- aliye nin msn si
- hakan şükür ün msn si
- MUSTAFA SANDAL IN MSN Sİ
- tarkanın msnsi
- şarkıların msni
- her kesin msn si
- kız msn si.com

Etiketler: , , , , , ,

Sezon finali ya, o sebeple daha uzun oldu

12 TANE

Tekmetokat, Performancing ve Google sponsorluğunda yapılan geleneksel Anahtar Kelime Şenliği'ne hoş geldiniz! Bu ay yine birbirinden komik, birbirinden trajikomik ve birbirinden romantik-komedi sonuçlarla karşınızdayız. Ama ondan önce, bütün bu olanlara hiçbir anlam veremeyen ziyaretçilerimiz için kısa bir özet geçelim. Ayrıca bir önceki şenliği de inceleyebilirsiniz.

Arama motorları, internet üzerinde işlem gören sayısız web sayfasını bünyelerine katarak, kullanıcılarının ilgilendikleri içeriğe kolayca ulaşmaları açısından çok önemli bir görev üstleniyor. İlgilendiğiniz konuyu bir anlamda özetleyen anahtar kelimeleri bu arama motorlarına girerek, o kelimelerin geçtiği bütün sayfaları ardı arkasına listeleyebiliyorsunuz. Mesela Blogger'da barınan bir blogun 3 çeşit sayfası vardır: Son birkaç yazının sergilendiği anasayfa, belli bir tarih aralığında yazılmış tüm yazıları bulunduran arşiv sayfaları ve tek bir yazı ile o yazıya eklenmiş bütün yorumları içeren tekil sayfalar. Bunun altını çiziyorum, çünkü özellikle arşiv sayfaları birbirinden alakasız onlarca yazı içerebiliyor. Hal böyle olunca, sizin girdiğiniz anahtar kelimeler benim çeşitli yazılarıma dağılmış bir şekilde bulunabiliyor ve arama motoru beyinsiz olduğu için beni listelediği halde aramanız sonuçsuz kalıyor. İşte biz de Tekmetokat ekibi olarak (editöründen çaycısına 246 kişiyiz) bunu bir oyuna çevirelim dedik. Bir yazı içindeki bazı kelimeleri cımbızlayıp bir araya getirdiğinizde yazıyla alakasız bambaşka bir cümle meydana getirmece gibi, gibisi fazla.

25 Nisan ve 25 Mayıs tarihleri arasında geçen 30 günlük süre içerisinde arama motoru kullanarak bu bloga toplam 1357 ziyaretçi gelmiş. Bu ziyaretçilerin 1299 tanesi Google, 28 tanesi Yahoo, 27 tanesi MSN ve 3 tanesi de ne idüğü belirsiz arama motorlarını kullanmış. Yani kısaca Tekmetokat'ı günde ortalama 45 insan haybeye ziyaret ediyormuş. (Toplam'a oranı: 1/6) İşte aşağıya, bu sözünü ettiğim arama girişimlerinden ilginç bulduklarımı, imla ve noktalamalarına hiç müdahale etmeden kopyalıyorum. Önce halk oylamasıyla oluşturulan TOP 9 listesi, ardından yarı ve çeyrek finallerde elenmiş diğer aramalar. Siz de kendi sitenizden derlediğiniz listeleri yorum olarak eklerseniz şahane olur aslında.

9. kız msn si ama şu an açık olacak
Elimizde bazı adresler var ancak şu esnada açık değiller. İstersen çocuğu gönderip açtıralım. Halihazırda açık olanlar ise kız değil. Yani kusura bakmayın ama biraz fazla isteklisiniz, bakın siz diyorum, çünkü siz modern Türkiye'nin ufku açık gençlerisiniz. Biz dünyayı atalarımızdan miras değil, sizlerden ödünç aldık. Bu sözü bir Kızılderili kabile reisinden çaldık. Gün olur şafaklanır karanlıklar bin parçaya, umudumuzu yitirmedik!

8. 25 mayıs dünyaya göktaşı ne zaman çarpacak
Anlıyorum, neslimiz tükenme riskiyle karşı karşıya ve bu seni deli korkutuyor. Elin ayağın birbirine dolanmış bir şekilde aramanı yapmışsın ama kesin bir bilgiye sahip değilsen lütfen ortalığı ayaklandırma. Hem atmosfer harika bir şey, o göktaşları zaten sürekli dünyamıza doğru geliyor ve atmosfer eritiyor onları. Ortaöğretim fen bilgisi derslerinde ve TRT 2 belgesellerinde biz hep böyle gördük. Yani sana cevabım: Bilmiyorum, dünyaya göktaşı 25 Mayıs'ta çarpacak.

7. Atatürk'ün İngilizce dış görünüşü
Atatürk'ün dış görünüşü kendi içinde 2 ana kısma ayrılır: Türkçe dış görünüşü ve yabancı dillerdeki dış görünüşleri. İngilizce dış görünüşü diye tabir edilen görünüş şekli, yabancı dillerdeki dış görünüş maddesinin alt başlıklarından yalnızca biridir. Atatürk'ün gözleri çakmak çakmaktır, ileri görüşlülüğü bu yüzdendir. Altın rengi saçlara sahiptir, bildiğimiz yakışıklı bir insandır aslında. Atatürk'ün bu yönünden hiç bahsedilmez, halbuki cidden yakışıklıdır. Bir de Atatürk'ün sarışınlığı, Manastır Askeri İdadisi'ni bitirip Harp Okulu'nda kurmay yüzbaşı olduktan sonra ortaya çıkmıştır. Önceki fotoğraflarında bıyıkları hep siyah. Sonradan sarardı.

6. yabancı şarkıların seslerini çalar mısınız?
Biz size Türkçe şarkıların sözlerini cümleler halinde, cümlelerini kelimeler halinde, kelimelerini heceler halinde, hecelerini de harfler halinde yazalım, olmaz mı? Bu arada bir kaynaktan edindiğime göre Müyap denen kurum MP3 paylaşan internet sitelerine teker teker dava açmaya hazırlanıyormuş. Belki de bu arama Müyap yetkilileri tarafından tebdili kıyafet uygulamasına benzer olarak yapılmıştır, olur.

5. dünyadaki insanların msnsi
Arkadaşlar, şu an sizlerle birlikte tarihi bir anı paylaşıyor olmaktan ötürü kıvanç duyuyorum. Dünya dışı varlıklar bu aramayla birlikte resmen ispatlanmış bulunuyor. Gerçi bizimle iletişime geçmeleri için üstün teknolojilerini bir yana bırakıp bizim şu ilkel MSN'i tercih etmiş olmaları biraz anlamsız olsa da, bir bildikleri vardır mutlaka diye düşünüyorum. Ne de olsa galaksi uygarlığı bu, insan aklıyla tasavvur edilemez ki. O her şeyi bilen, her şeyi gören, her şeyi duyandır.

4. tükçe öğretmeni nasıl olunur?
Öyle olunmaz işte, gel sen yol yakından vazgeç bu sevdadan.

3. dünyada tek dil konuşulsa iyi olurdu
Google, bu akşam pek kederliyim, gel seninle şöyle bir dertleşelim. Ben Polat, 28 yaşındayım. Esmer tenli ve uzun boyluyum. Turizm sektöründe çalışıyorum. Bizim sektörü bilirsin Google, genelde turistler Türkiye'ye sevişmek için geliyor. Lakin biz bunu değerlendiremiyoruz. Dil çok problem oluyor biliyor musun, kızlarla iletişim kurmakta güçlük çekiyorum. Diyorum ki, dünyada tek dil konuşulsa iyi olurdu, sen ne diyorsun bu konuda?

2. insanların çiftleşmesi
İnsanlar daha çok sıcak mevsimlerde çiftleşme arzusu duyar. Erkek insanlar nisan-mayıs aylarında gevşeyen gönül yayları aracılığıyla salgıladıkları kokuları etrafa yayarak çiftleşmek için eş aradıklarını ilan ederler. Yavrulama güdüsüyle piyasaya süzülmüş dişi insanlar da bu kokuları değerlendirip kendilerine uygun bir eş seçerler. İnsan familyasında eş seçimi dişi tarafından gerçekleştirilir.

1. ZAMANI GELİNCE VEREN KIZLAR
Dişi tarafından seçilen erkek insan bir an evvel çiftleşmeye geçebilmek için bazı atraksyonlarda bulunur. Tavus kuşunun tüylerini kabartıp sağa sola yalınmasıyla sergilediği tuhaf dansına benzer olarak, erkek insan da dişini sahiplenir ve dış dünyadaki tehlikelere karşı gerdiği göğsüyle dişinizi cezbeder. Dişi insan yeterli derecede cezbedildiğine karar verince çiftleşme pozisyonunu alır.

Dereceye giremeyenler
- sucuk partisi nasıl yapılır
- nehir erdoğan gerçekten kime aşık?
- hiç icat edilmemiş araç nedir?
- dünya çöplük olsaydı ne olabilir
- birinin hangi takımlı olduğuu öğrenme
- Günlük hayatta insanlar arası acımasızlık
- GOOGLE UÇAN KIZLAR
- çılgın tanışma siteleri
- bilim olmasaydı günümüz ne olurdu
- trafik kazasında kurtulan kişiler(sarhoş olarak)
- hastalığını başka birine geçirmek
- internetten online dans etmeyi öğrenmek istiyorum
- çocukların boş zamanında yaptığı aktiviteler
- ordulu kadınlar adresleri
- icat nasıl yapılır? Ve ne yapabiliriz?
- okurken ilgim dağılıyor
- yasimi test etmek istiyorum
- çemberimde gül oya türküsü neden yazıldı veya nasıl yazıldı
- TOHUMLAR EVİMİZE GELENE KADAR NASIL DÖNEMDEN GEÇİYOR
- bir ye var biliyorum herşeyi söylemek mümkün çok yaklaştım anlatamıyorum
- tansu çiller tarafından meşhur edilen bitki çayı
- gramer kurallarına göre yazılmış yazılara ne denir
- sohbet havasında mutluluk yazısı
- röportaj niye yapılır
- hastayım başım ağrıyor halsizim
- 2 boyut denilince aklınıza neler geliyor?
- tarkanın mikrofonu
- ispanyolca küfür listesi
- işte yazı yazmayı öğreneceğim
- robot çelik reklamında aşkım diyen kzı reklamı
- kız gibi görünen msn programı
- kac para edıyorum
- sanem celik in aldigi ücret
- dil öğrenirken beyinde neler oluyor
- televizyon hangi amaçla icat edilmiş
- esmer tenli olmak istemiyorum
- insanın görüntüsünün olumsuz etkileri
- on ikiye bir var
- sınava az kala ne yapılmalı
- iki tekme bir tokat
- son sürat seks

Etiketler: , , , , , , ,

Google Anahtar Kelime Şenliği: Mayıs

21 TANE

Belki de bu blog içerisindeki en keyifli yazıyı okumaya başladınız. Bilmeyen için söylüyorum; Pagerank denilen şey, Google tarafından her internet sitesine 10 üzerinden verilen bir puandır. Bu puanın yüksek olması, Google ile yapılan aramalarda sitenizin daha üst sıralarda yer alması gibi pek çok fayda sağlar. Bu puan, sitenizin güncellenme sıklığı, ne kadar süredir yayında bulunduğu, tasarım ve kodlamasının web standartlarına olan uyumu ve benzeri birçok kriterler göz önünde bulundurularak verilir. Performancing ise, son zamanlarda bayılarak kullandığım ücretsiz bir site sayaç sistemidir. Kullanıcı dostu arayüzü ve işlevselliğiyle beni mest etmekte, bloguma yapılmış herbir ziyareti en ince ayrıntısına kadar bana rapor etmektedir. Peki nedir Pagerank ile Performancing arasındaki ilişki? Efendim, Tekmetokat'ın puanı 4'e çıktığından bu yana, Google arama motoruyla siteme ulaşmış internet kullanıcılarında adeta bir patlamadır sürüp gidiyor. Hangi kelimeler ile bloguma gelindiğini de Performancing bana söylüyor. Öyle komik anahtar sözcüklerle gelinmiş ki, şöyle bir top 10 listesi hazırlamamak olmazdı. Aşağıda, Nisan ayı başından bugüne kadar yapılmış aramalar ve nacizane yorumlarım bulunuyor. Üzerinde hiçbir oynama, düzeltme yoktur. Aynen kopyalıyorum:

10. uçan araba icat edildi mi?
Bilim ve teknoloji meraklısı bu arkadaşımız, uçan araba şöyle dursun, yapay zekanın da bulunduğunu varsayarak yapmış aramasını. Gerçi Google'a insan muamelesi yapan site sahiplerinin de bunda payı oldukça büyük. Yakında kullanıcılar arama motoru penceresinden Google ile sohbet etmeye çalışırsa şaşırmamak lazım. Bu arada uçan araba icat edilmiş olsa ATV ana haber bülteninden duyardık, değil mi?

9. ilhan mansiz ve sevdigi kizlar
Bu aramayı yapan arkadaşımızın cinsiyeti hakkında derin düşüncelere daldım. İlhan Mansız'a olan ilgisi her ne kadar dişi olabileceği hakkında bize fikir verse de, sevdiği kızları neden merak ettiği apayrı bir soru işareti. Şayet bu aramayı yapan bir erkekse, İlhan Mansız'ın zevkine olan sonsuz güveni gözlerimizi yaşartmakta. Bilemiyorum ben, insanlar çok tuhaf.

8. boğaz köprüsü kim tarafından yapılmıştır
İnsanın 3. Selim tarafından 1759 yılında.. diye cevap veresi geliyor. Oysa işin boyutu çok daha farklı. Bir kere dikkat ederseniz yaptırılmıştır değil, yapılmıştır diye sorulmuş. Yani bizzat yapının inşaatında çalışan işçiler merak edilmekte. Benim bildiğim kadarıyla bu köprü bir Japon firması tarafından yapıldı. Dolayısıyla Chai-Xo, Zoe King, Lui Xana, Tusubasa gibi kişiler tarafından yapılmış olsa gerek. Biraz Çinliler'e kaydık sanırım, olsun. Hayır söylüyorum ki, bir daha böyle arama yapılırsa, ziyaretçi fikir sahibi olsun, öyle eli boş göndermeyelim.

7. esmer ten oldu beyaz
Tüh, görüyor musun başımıza geleni! Ben az önce söylemiştim Google'a insan muamelesi yapıldığını ve bunun insanlarımızı yanlış davranışlara sürüklediğini. İşte size Google ile dertleşmeye yeltenen bir ziyaretçi daha. Öyle ki, git gide daha genel cümleler kurulmak yerine, komşularla dedikodu yaparcasına kelimeler ile aramalarımızı yapmaktayız.

6. şu an kız msn si istiyorum
Yazılarımda bolca MSN lafının geçmesi, buna benzer pek çok arama ile daha bloguma gelinmesini sağlamış. Mesela bunun bir de 24 saat açık kız msn versiyonu var. Bu aramayı yapan birkaç gram beyin taşıyorsa, Google'ın asla kendisine yardımcı olamayacağını anlardı. Doğumgünü pastasındaki mumları üflerken tutulan dilekler gibi arama yapmayın arkadaşım. Gülüyoruz çünkü biz sonra.

5. dalnet ankara