
Beşiktaş'ı hiç sevmediğimden, orası olmamasını çok umdum. Orayı hiç sevmememin sebebini sorma zaten unuttum. Sanki bin 700'lü yıllardan kalma bi bina gibiydi girdiğin bilirmişim gibi farkını bin 800'lülerden. Depremde kolay yıkılmaz yada yıkılırsa kurtuluşu olmaz ikileminde kaldığımı hatırlıyorum. Ağırdı. Hava karanlıktı fakat böyle gündüz vakti bir alt geçit gibi olmadı güneş tutulmuş bilirmişim gibi o çöken karanlığı. Çiğdem'i gördüm, 42M bekliyordu, Beşiktaş olabilir, olmasa keşke. O binadan çıkman kısa sürdü, ben çok bekledim. Öyle istedim ineceğimiz sahili. Güzel şeyler olabilirdi ama gibiydi havanın renginden anlamadım. Beşiktaş olduğuna hala daha inanmadım oranın. Çünkü yeni başlangıçlar.. Burası sıcak ya aynayı daha iyi inceliyorum; istenmekle acınmanın farklılığı belli ediyor kendini. Devamı gelirmiş her ikisinin de geliyor.Etiketler: onucuncu, secki-uc