Dünyanın sonunu kolay yoldan para kazanma hırsı getirecek cümlesini nerede okuduğumu net hatırlamıyorum ama bana çok saçma gelmişti. Yani halihazırda ciddi bir küresel ısınma tehdidi varken, güneş enerjisine yatırım yapmakta olan insanlık öte yandan güneşin ne zaman öleceğini hesap ederken; üstelik yıkıcı depremlerin, dev tsunamilerin, orman yangınlarının, dengesiz mevsimlerin, yağınca büyük sel felaketlerine yağmayınca kuraklığa neden olan karaktersiz yağmurların çağı için. Ancak yaşam bana giderek sertleşen bir ifadeyle gösteriyor ki, suçu bir takım doğa olaylarına atmak yerine kendimizde aramak daha mantıklı bir tercih olabilir. Bu hepimizin bildiği ancak hiçbirimizin riayet etmediği gerçeğin internete yansıyan şekli son günlerde beni delirtiyor. Yemek artıklarını kedi ya da köpeklere veririz ya, bazı insanların da sırf oksijen, su, sebze ve meyve gibi yeryüzü nimetleri ziyan olmasın, arz-talep dengesi kurulabilsin diye dünyaya gönderildiklerine inanıyorum. Hatta koalaların bile tabiata daha faydalı olduğunu söyleyebilirim. Çünkü onlar hiç değilse tek görevleri olan madde alışverişini kendi köşelerinde sessiz sakin yerine getiriyor. Oysa bu insan zararlıları, doğa ve insan yapımı işleyişlere destek olamadığı gibi bir de köstek olma küstahlığında bulunuyor. Bir de utanmadan bunun adına SEO diyorlar. Kulvarımız blogküre olduğu için yazıyı öyle devam ettireceğim ama bu insanların, mesela tribüne girdiklerinde futbol zararlısı, okula girdiklerinde kampüs zararlısı, sinemaya girdiklerinde film zararlısı, vs. olduklarından eminim.
Adam hayatını blogtan para kazanmaya adamış, sürekli Google'da nasıl daha yukarılara çıkabilirim diye kafa yoruyor. Tek derdi Adsense kutularını nereye koysa daha çok tıklanacağı. Hatta bu yüzden, sözkonusu ziyaretçiyi kendisine kazandıran kopya içeriği en dip köşelere atarak her tarafı bu kutularla dolduruyor. Oysa siz, kendi halinde gri hücreler üreten, küçük takipçi kitlenizle beyin fırtınası yapan sıradan insanlarsınız! Kötü bir şey olmadığı halde içeriğinizden para kazanmak gibi bir hırsınız da yok. İşte sizin gibi bir ton blogger'ı soymakta olan bu insanlar şu an blogküreye hakim. Blograzzi'yi açın bakın 3000 küsür blogun yarısından fazlası bu sözünü ettiğim bloglardan oluşuyor. Hatırlayanlar bilir; bir zamanların .cjb.net'i isim değiştirip .blogspot.com olarak geri döndü. Diğer blog servislerinde durum daha da vahim. Tüm bunlar sizi rahatsız etmiyor olabilir. Ama içerik üretiyorsanız ve tam da ürettiğiniz içeriği arayan biri bizzat sizin içeriğinize, yine sizin sitenizden evvel bir başkasının sitesinde ulaşıyorsa, bu sizi rahatsız etmeli. Sonuçta aklınıza bir espri geldiyse bunu siz yapmak istersiniz.
2 türü de temsil eden blogger'ların en belirgin ortak özellikleri de şöyle: Şimdi burada linklerini verip Pagerank değerlerini arttırmak istemiyorum (bkz: Adını verip rencide etmek istememek) genelde adresleri kendi isimlerinde olur, çünkü internet geçmişleri kendileriyle özdeşleşmiş bir nick barındırmayacak kadar kısadır (Romantik Serseri tarzı nick'leri atladım tabi). 2005 yılındaki blog patlamasıyla bu sektöre katılanlar (ki zaten bunlar 1. nesil oluyor) şimdilerde harikulade Alexa ve Pagerank değerlerine sahiptir, arama motorlarında hep üst sıralarda yer alırlar. Diğerleri ise 2007'de türemiştir, genelde ilk neslin takipçilerinden oluşur. Körler sağırlar birbirlerine ağırlar. Ne derece önem taşır bilemem ancak çok dikkat ettiğim bir diğer husus, bu blogları kızların takip etmiyor olması. Mühendislik fakültesi mübarek. Hemen hemen hepsi ForumTR tarzı komünlerden çıkmadır. Teraziye tıklarsanız devamı gelir veya 1000 kişi bakmış kimse yorum yazmamış yazıklar olsun ekolünün blogküredeki temsilcileridir. Link değişimi dediğin zaman gözleri parlar, aşağı yukarı gördükleri her siteye link değişimi teklif ederler. Subdomain'leri meşhurdur, her büyük site için birer subdomain açarlar. Youtube en bilinen subdomain'lerin başında gelir (youtube.domain.com gibi). Her Forward mail mutlaka bloglarında işlenmiştir ve ne hikmetse hepsinin saçları jölelidir!Etiketler: Blog, Blogal, Icerik-Hirsizligi, internet, Problogger, Utanc-Duvari